Ahşap mutfak gereçleri elde, ılık sabunlu suyla hızlıca yıkanır, hemen kurulanır ve dik konumda kurutulur; suda bekletilmez, bulaşık makinesine girmez. Ayda bir kez gıda için uygun mineral yağla silinen ahşap belirgin biçimde daha uzun dayanır. Değiştirme kararı da gözle verilir: derin çatlak, kıymıklanma, yumuşamış lif ya da çıkmayan bir koku varsa gereç artık kullanılmaz. Bakımın tamamı ayda birkaç dakikalık iştir.
Ahşap gözenekli bir malzemedir ve suyu içine alır. Uzun süre suda bekleyen bir kaşığın lifleri şişer, kuruyunca büzüşür; bu şişme ve büzülme döngüsü her tekrarda yüzeyde kılcal çatlaklar bırakır. Çatlaklar hem yemek artığını hem kokuyu tutar ve bir süre sonra fırçayla bile temizlenmez hâle gelir. Bu yüzden ahşap gereç lavaboda bekletilmez, yıkanmayı bekleyen bulaşığın altında kalmaz ve yıkandıktan sonra tezgâhta yatık değil, bir bardağın içinde dik kurutulur. Aynı nedenle ahşap gereç, içinde yemek olan sıcak tencerede saatlerce bekletilmez; buhar da su gibi lifleri açar.
Yıkama kısa ve ılık olmalıdır. Ilık su, birkaç damla bulaşık deterjanı ve yumuşak bir sünger yeterlidir; işlem yarım dakikayı geçmez. Soğan, sarımsak ya da balık kokusu sinmişse yüzey limon ve kaba tuzla ovulur; tuz hafif bir aşındırıcı gibi çalışıp yüzeydeki ince katmanı alır, limon ise kokuyu bağlar. Kaynar su dökmek ya da gereci uzun süre sıcak suda bırakmak gereksizdir ve ahşabı yıpratır. Kurulama bezle yapılır; kendi hâline bırakılan ahşap yüzeyinde su lekesi kalır.
Ahşabı asıl uzun ömürlü kılan adım yağlamadır ve çoğu mutfakta hiç yapılmaz. Temiz ve tam kuru gereç, gıda için uygun mineral yağ ya da özel ahşap bakım yağıyla ince bir tabaka hâlinde silinir, birkaç saat bekletilir ve fazlası kuru bezle alınır. Yağ gözenekleri doldurur, suyun içeri girmesini yavaşlatır ve çatlamayı geciktirir. Zeytinyağı ve ayçiçek yağı bu iş için kullanılmaz; ikisi de zamanla acılaşır ve gereçte geçmeyen bir koku bırakır. Ayda bir tekrar yeterlidir.
Değiştirme kararı üç işarete bakılarak verilir. Birincisi derin çatlak ya da yarık: tırnak ucunun girdiği her aralık artık temizlenemiyor demektir. İkincisi kıymıklanmadır; yüzeyde tüylenme başlamışsa ince zımparayla düzeltilip yeniden yağlanabilir, ama aynı yer tekrar tüyleniyorsa gereç ömrünü doldurmuştur. Üçüncüsü yumuşamış, süngerleşmiş uç ve çıkmayan kokudur. Rengin koyulaşması tek başına kusur sayılmaz. Kesme tahtasında ayrıca derin bıçak izleri sayılır; yüzey düzlüğünü kaybetmişse tahta değişir. Çiğ et ve tavuk için ayrı bir tahta ayırmak da gerecin ömrüyle değil, mutfak düzeniyle ilgili ayrı bir kuraldır.