Soğuyunca koyulaşan artık çorba kusurlu değil, yeni bir yemeğin hazır gövdesidir. Koyulaşmış mercimek çorbası bulgur pilavının suyu ve makarna sosu olur, sebze çorbası püreye çevrilip fırın yemeğinin altına yayılır, az kalan çorba ertesi günün tencere yemeğine taban olur. Çorba çorba olmaktan çıkar ve koyulaşan kıvamı işe yarar.
Çorba soğudukça içindeki nişasta birbirine kenetlenir ve sıvı kalınlaşır; soğurken uçan su da bu koyulaşmayı artırır. Mercimek, un ya da patatesle kıvam bulan çorbalarda ertesi gün kaşıkla kesilecek bir kıvam görmek bu yüzden olağandır. Bu kıvamı yeniden suyla açmak her zaman gerekmez. Koyulaşmış çorba pişmiş sebzeyi, bakliyatı ve suyun tadını bir arada taşır ve yeni bir yemeğin tabanına hazır girer. Hangi yemeğe gideceğini çorbanın cinsi belirler; et suyuyla pişmiş bir çorba, sade suyla pişmiş olandan daha çok yere gider.
Mercimek çorbası en kolay dönüşendir. Koyulaşmış çorba biraz sıcak suyla açılır ve bulgur pilavının suyu olarak kullanılır; pilav mercimeğin tadını ve rengini alır ve sade suyla pişen pilavdan dolgun çıkar. Aynı çorba tavada biraz tereyağı ve pul biberle ısıtılıp haşlanmış makarnanın üstüne dökülürse koyu bir makarna sosu olur. İnce bulgurla karıştırılıp bekletilirse mercimek köftesine benzer bir harç verir; harç avuçta şekil tutana kadar bulgur eklenir.
Sebze çorbası püreye döner. Parçalı sebze çorbası süzülür, sebzeler ezilir ya da blenderdan geçirilir ve suyundan azar azar eklenerek koyu bir püre kurulur. Bu püre fırın kabının dibine yayılıp üstüne köfte, sebze ya da yumurta konursa bir fırın yemeği olur; püre hem sos hem taban işi görür. Püre fazla koyulaşırsa biraz süt eklenir. Kalan su atılmaz, pilavın suyu olur. Patatesli çorbalar bu işe en uygun olanlardır, çünkü püre ezildikçe koyulaşır ve fırında akmaz.
Tencerenin dibinde az kalan çorba ertesi günün yemeğine taban olur. Nohutlu, fasulyeli ya da sebzeli bir tencere yemeği pişerken suyunun bir kısmının yerine artık çorba eklenir; yemek başlangıçtan tat kazanır. Kuru fasulye ve nohut yemeği, tarhana ya da domates çorbasıyla başlayınca daha koyu bir sos bağlar. Yoğurtlu ve terbiyeli çorbalar bu işe temkinli girer: yüksek ısıda ve uzun kaynamada yoğurt ve yumurta kesilir, bu yüzden yemeğe son dakikalarda ve kısık ateşte eklenir.
Artık çorbayla çalışırken tuza her zaman sonradan bakılır. Çorba zaten tuzludur ve koyulaştıkça tuzu yoğunlaşır; yeni yemeğe tuz eklemeden önce tadılır. Asit de dengelenir: birkaç damla limon bekleyen çorbanın tadını canlandırır. Yeni yemek çorbanın içindeki malzemeyi de hesaba katar; mercimek çorbasıyla pişen pilava ayrıca mercimek konmaz. Dönüştürülecek çorba doğru soğutulup dolaba kaldırılmış olmalıdır; yeniden ısıtmanın kuralları ayrı bir konudur. Ekşimsi kokan, köpüren ya da yüzeyinde kabarcık belirmiş bir çorba ise hiçbir yemeğe dönüştürülmez.