Buzdolabının verimli çalıştığı doluluk, rafların dolu ama havanın her kabın çevresinden geçebildiği aralıktır; pratik ölçü, arka duvarı ve üfleme ağzını kapatmadan rafların dörtte üçünü doldurmaktır. Tıka basa dolu bir dolapta soğuk hava dolaşamaz, öndeki kaplar soğurken arkadakiler ılık kalır ve termostat bu farkı hiç görmez.
Buzdolabı bir kabı doğrudan soğutmaz; kompresörün soğuttuğu havayı dolaştırır ve gıda ısısını o dolaşan havaya verir. Bu yüzden belirleyici olan raf sayısı değil, kapların arasından hava geçip geçemediğidir. Rafın önü arkası dolu, üstü tepeleme yüklüyse hava bir duvara çarpar ve öndeki birkaç kap soğurken arkada kalanlar saatlerce ılık durur. Termostat yalnız kendi bulunduğu noktayı ölçtüğü için bu farkı görmez; motor doğru çalıştığı hâlde gıdanın bir kısmı güvenli aralığın dışında kalır. Dolabın çalışıyor olması, içindeki her kabın soğuduğu anlamına gelmez.
En kritik yer arka duvardır. Çoğu modelde soğuk hava oradaki bir ağızdan üflenir, arka yüzeyde yoğuşan su da aşağıdaki tahliye deliğine akar. Arkaya dayanmış bir tencere ya da duvara yapışmış bir poşet bu iki işi birden bozar: hava çıkamaz, su akamaz. Sonuçta hem dolabın geneli ısınır hem arka duvarda buz tabakası büyümeye başlar. Rafın arka kenarıyla duvar arasında bir el ayası kadar boşluk bırakmak bu sorunun tamamını ortadan kaldırır. Raflara konan kaplar da duvara sırtını dayamaz, bir parmak önde durur.
Boş bir dolap da ideal değildir ama sebebi farklıdır. İçeride tutulacak bir kütle olmadığında kapı her açıldığında soğuk hava bir anda dışarı dökülür, yerine oda havası dolar ve motor her seferinde baştan çalışır. Dolu raflar ise kendi soğukluklarını tutar ve kapı açıldığında sıcaklığı yavaşlatan bir tampon oluşturur. Bu yüzden az yemek pişiren bir evde rafları su şişeleriyle desteklemek hem sıcaklığı dengeler hem kapı açılışlarının maliyetini düşürür. Şişeler kapı rafına değil, alt rafa konur.
Büyük alışveriş dönüşü dolap bir anda ağzına kadar dolar ve bu, dolabın en zorlandığı andır. Oda sıcaklığındaki onlarca paket aynı anda içeri girdiğinde motor uzun süre durmadan çalışır ve o sırada içerideki eski gıdalar da ısınır. Yükü ikiye bölmek işi kolaylaştırır: çabuk bozulanlar önce girer, kuru ve dayanıklı olanlar tezgâhta beklerken dolap kendini toparlar. Yerleştirme bittikten sonra kapıyı bir süre hiç açmamak da toparlanmayı hızlandırır. Aynı gün pişecek olanı en öne almak da işi kolaylaştırır.
Doluluğun doğru olup olmadığı tahminle değil basit bir denetimle anlaşılır. Bir bardak suya batırılmış termometre en arka rafın ortasına konur ve birkaç saat beklenir; okunan değer 0–4 °C bandının dışındaysa sorun çoğu zaman termostatta değil yerleşimdedir. Aynı denetim en ön rafta tekrarlanır: iki nokta arasındaki fark büyükse hava dolaşamıyor demektir. Rafları seyreltmek, arka duvarı açmak ve büyük kapları öne almak bu farkı ölçülebilir biçimde kapatır. Bu denetimin yılda bir iki kez tekrarlanması yeterlidir.