Buzdolabındaki kokuyu gidermenin ilk adımı kaynağı bulup çıkarmaktır; kaynak dururken yapılan her temizlik birkaç günde geri alınır. Kaynak çıktıktan sonra raflar ve çekmeceler yıkanır, kapı contasının kıvrımları ve arka duvardaki tahliye deliği denetlenir, sonra dolaba kokuyu çeken açık bir kap bırakılır.
Koku bir belirti olduğu için önce kaynağı aranır. Çoğu zaman görünen bir sebep vardır: sebzelikte ezilmiş bir meyve, arka rafta unutulmuş bir kap, sızmış bir et paketi ya da açık kalmış bir turşu kavanozu. Dolap tamamen boşaltılır, her kap tek tek koklanır ve şüpheli olan beklemeden ayıklanır. Boşaltma sırasında gıdalar bir soğutucu çantaya konur; tezgâhta bekleyen yiyecek, koku çözülürken bambaşka bir sorun açar. Boşaltma sırasında her kabın tarihine de bakmak, aramayı ikinci bir işe dönüştürür.
Kaynak çıktıktan sonra yüzeyler silinir. Raflar ve çekmeceler çıkarılıp ılık suyla yıkanır, iç yüzeyler karbonatlı suyla — bir litre suya bir yemek kaşığı — silinir ve kuru bezle kurulanır. Sirke de kullanılabilir, ama kendi kokusu bir süre dolapta kalır. Kokulu temizlik ürünleri ise hiç kullanılmaz: dolabın içi gıdayla aynı havayı paylaşır ve parfümlü bir yüzey, giderilmek istenen kokunun yerine kalıcı bir başkasını bırakır. Çamaşır suyu da kullanılmaz; kalıntısı durulamayan bir yüzeyde gıdaya geçer.
İki nokta çoğu temizlikte atlanır ve koku oradan geri gelir. Birincisi kapı contasının kıvrımlarıdır; dökülen sıvı oraya sızar, gözle görünmez ve ılık bir bezle kıvrım açılarak silinmedikçe çıkmaz. İkincisi arka duvarın altındaki tahliye deliğidir. Yoğuşan su oradan akar; delik ekmek kırıntısı ya da yaprak parçasıyla tıkandığında biriken su durgunlaşır ve dolabın geneline sinen küf kokusunu tam olarak o su üretir. Delik yumuşak bir çubukla açılır, arkasındaki tahliye kabı da çıkarılıp yıkanır.
Yüzeyler temizlendikten sonra havada kalan koku için açık bir kap bırakılır. Karbonat bunun en bilinen seçeneğidir: bir kâseye iki parmak karbonat konup arka rafa yerleştirilir ve ayda bir yenilenir. Kahve telvesi, kavrulmamış kahve çekirdeği ya da parçalanmış aktif kömür de aynı işi görür. Bu kapların hiçbiri kokuyu bir gecede almaz; birkaç gün açık kalmaları gerekir ve kaynak çıkarılmadıysa hiçbiri işe yaramaz. Kokuyu örten spreyler ise sorunu görünmez yapar, çözmez.
Koku geri gelmiyorsa iş bitmiştir; geliyorsa kaynak hâlâ içeridedir ve arama tekrarlanır. Kalıcı çözüm temizlikten çok alışkanlıktır: her gıdanın kapalı kapta durması, açılan ürünlerin üstüne tarih yazılması ve haftada bir yapılan kısa bir gözden geçirme, dolabı kokutan unutulmuş kabı daha oluşmadan engeller. Plastik kaplara sinen koku ise ayrı bir iştir; o kaplar dolaptan çıkarılıp kendi başına ele alınır, içeride bırakıldıkları sürece kokuyu yaymayı sürdürürler. Yıllanmış ve derin çizilmiş bir plastik kabın kokusu ise artık çıkmaz, o kap saklama işinden emekliye ayrılır.
Yorumlar (1)
Sebzelikteki çürüğü görmeden karbonat koyuyordum.