Çocuklu sofrada iş, yemek pişerken başlar: acı ve keskin baharat eklenmeden önce çocuğun payı ayrılır. Balıkta kılçık, ette kemik kırıntısı ve meyvede çekirdek tabağa konmadan ayıklanır; porsiyon küçük tutulur. Sıcak kaplar çocuğun uzanamayacağı yerde durur, çocuğun tabağındaki yemek ılınmadan verilmez. Bebeklerin beslenmesi ise ayrı bir konudur.
Çocuklu bir sofranın en kolay önlemi mutfakta alınır. Çocukların çoğu acıyı, keskin baharatı ve bazı güçlü tatları yetişkinler kadar kaldırmaz. Bu yüzden yemek pişerken pul biber, acı sos ya da bol karabiber eklenmeden önce çocuğun payı ayrı bir kaba alınır; baharat ondan sonra atılır. Aynı yol sosta ve salatada da işler: sos ayrı konur, çocuğun tabağına yemeğin sade hâli gelir. Böylece iki ayrı yemek pişirmek gerekmez; aynı tencere iki ayrı damağa hizmet eder ve çocuk da sofradakinin aynısını yer.
Tabağa konmadan önce yapılacak ikinci iş kontroldür. Balık çocuğun tabağına konmadan önce kılçıklarından ayrılır; fileto bile parmakla bastırılarak yoklanır, çünkü ince kılçıklar gözle görünmez. Tavuk ve ette kemik kırıntıları ve kıkırdak alınır, et küçük parçalara bölünür. Zeytinin, kirazın ve eriğin çekirdeği çıkarılır; küçük çocukların tabağında üzüm ve çeri domates gibi yuvarlak ve kaygan yiyecekler ikiye kesilir. Bu işler sofrada aceleyle değil, mutfakta ve sakin bir anda, tabak hazırlanırken yapılır.
Çocuğun tabağı küçük tutulur. Büyük bir porsiyon çocuğu zorlar ve tabakta yenmeden kalan yemeği artırır; az konup istendikçe eklenen yemek daha çok yenir. Tabak kırılmayan, kenarı biraz yüksek bir tabaktan seçilir ki yemek kaşıkla itilirken dışarı taşmasın. Yemekler tabakta birbirine karışmayacak biçimde ayrı konur; bazı çocuklar karışmış yemeği tanımadıkları için yemez. Çatal ve kaşık çocuğun eline uygun boyda seçilir; yetişkin çatalı küçük bir elde dengesiz durur ve yemek masaya dökülür.
Sofradaki en büyük tehlike sıcaklıktır. Sıcak tencere, çorba kasesi, çaydanlık ve demlik çocuğun uzanamayacağı yere, masanın ortasına ya da yetişkinin önüne konur; masa örtüsünün sarkan ucu çekilebileceği için sıcak kap örtünün kenarına yakın durmaz. Çocuğun tabağına konan yemek bir süre ılınmaya bırakılır ve verilmeden önce denenir: yemekten buğu çıkmıyor ve kaşığın sırtı yetişkinin dudağına değdiğinde yakmıyorsa verilebilir. Çorba derin kaseden çok geniş bir tabakta daha çabuk ılır.
Oturma düzeni de işe katılır. Çocuk bir yetişkinin yanına, ona yardım edebilecek birinin kolunun yetiştiği yere oturur; masanın ucuna yakın bir yer, gerektiğinde kalkıp dönmeyi kolaylaştırır. Çocuğun bardağı az doldurulur ve devrilmeyecek, geniş tabanlı bir bardak seçilir. Çocuk için ayrı bir yemek pişirilmez, sofradakinin sade hâli verilir; böylece çocuk sofranın bir parçası olur ve yeni tatları başkalarının tabağında görerek tanır. Bebeklerin beslenmesi ise bu sofra düzeninin dışında kalan ayrı bir konudur.