Bakliyat kaynarken yoğun köpük çıkarır ve kabuklarının bir bölümü suyun yüzeyine kalkar. Kapalı bir düdüklüde bu köpük ve kabuk parçaları buharla birlikte yukarı taşınır, buhar kanalına ve supaba girer. Tıkanan bir supap basıncı boşaltamaz ve bu bir güvenlik sorunudur. Önlem basittir: tencere üçte birinden fazla doldurulmaz, bir kaşık yağ eklenir ve basınç doğal yolla düşürülür.
Düdüklü tencere, içeride biriken buharın basıncıyla çalışır ve bu basıncı denetleyen tek şey kapaktaki supaptır. Buhar oradan çıkar, fazla basınç oradan boşalır. Bakliyat ise kaynarken yoğun bir köpük üretir ve kabuklarının bir bölümü yüzeye kalkar. Kapalı bir tencerede bu karışım yukarı doğru itilir ve buhar kanalına girer. Kanalın çapı küçük olduğu için birkaç kabuk parçası bile onu daraltmaya yeter. Aynı risk pirinç ve makarnada da vardır; ikisi de kaynarken yoğun nişastalı köpük üretir.
Tıkanan bir supap iki sorun çıkarır. Birincisi pişirme bozulur: basınç beklenen düzeye çıkmaz ya da göstergeler yanlış okur. İkincisi ve önemlisi, fazla basıncın boşalacağı yol kapanmış olur. Modern tencerelerde yedek güvenlik düzenekleri bulunur, ama hiçbir düzenek bakımsız bir supabın yerini tutmaz. Bu yüzden bakliyat düdüklüde pişirilecekse birkaç kural baştan uygulanır. Bu yüzden düdüklüde bakliyat pişirmek, normal tencerede pişirmekten daha çok dikkat ister.
Birinci kural doluluktur. Normal yemeklerde tencerenin üçte ikisine kadar doldurulmasına izin verilir; köpüren malzemelerde bu sınır üçte bire iner. Bakliyat, pirinç ve makarna bu gruptadır. İkinci kural yağdır: tencereye eklenen bir yemek kaşığı sıvı yağ köpük kabarcıklarını bozar ve yükselmelerini belirgin biçimde azaltır. Üçüncü kural, tencerenin kendi kılavuzunda yazanın esas alınmasıdır. Sınır çizgisi tencerenin içinde işaretli değilse, boş tencereye su doldurularak bir kez ölçülür.
Basıncın nasıl düşürüleceği de önemlidir. Köpüren yemeklerde hızlı boşaltma, yani supabı açıp buharı bir anda salma yöntemi kullanılmaz; ani basınç düşüşü köpüğü yukarı fırlatır ve kanalı tam o anda tıkar. Doğru yol tencereyi ocaktan alıp kendiliğinden soğumasını beklemektir. Acele ediliyorsa tencerenin dibi soğuk suya tutulur, ama kapak hiçbir koşulda zorlanarak açılmaz. Tencere soğurken ocağın üstünde bırakılmaz; sıcak ocak basıncın düşmesini geciktirir.
Bakım da işin parçasıdır. Her kullanımdan sonra kapak sökülür, supap ve buhar kanalı akan suyun altında temizlenir ve ışığa tutularak içinin görüldüğü denetlenir. Contanın çatlağı olup olmadığına bakılır. Tencere kullanılmadan önce de bu denetim tekrarlanır. Bazı üreticiler mercimek ve kuru bezelyeyi düdüklüde önermez; kılavuzda böyle bir uyarı varsa ona uyulur. Conta yıllar içinde sertleşir ve kaçırmaya başlar; değiştirilmesi gereken bir parçadır.