Tarif büyütülürken malzemeler kalıbın taban alanıyla çarpılır, hamurun derinliği eskisiyle aynı bırakılır. Böyle yapılırsa pişirme süresi neredeyse hiç değişmez, çünkü ısının merkeze kat edeceği mesafe aynı kalmıştır. Derinlik de büyütülürse süre orantısız uzar ve kenarlar kururken merkez çiğ kalır.
Bir hamurun ne kadar sürede piştiğini belirleyen şey ağırlığı değil, ısının yüzeyden merkeze kat etmesi gereken mesafedir. Isı katman katman ilerler; her katman bir sonrakine ısı verirken aktarılan pay azalır, bu yüzden ilerleme sabit hızda olmaz ve merkeze doğru gidildikçe aynı mesafe daha uzun sürer. Pişmiş sayılan an, dışın değil merkezin istenen sıcaklığa ulaştığı andır. Ölçekleme kuralı da doğrudan bu cümleden çıkar. Kalıp seçimi bu yüzden bir estetik tercih değil, bir süre kararıdır.
Kural şudur: tarif büyütülürken malzemeler kalıbın taban alanı oranında artırılır, hamurun yüksekliği ise korunur. Yirmi santimlik kalıptan yirmi dört santimliğe geçilirken alan 1,44 kat büyür ve malzemeler o katsayıyla çarpılır. Hamur daha geniş bir yüzeye yayılır ama aynı kalınlıkta durur; merkez yüzeye tam eskisi kadar uzaktır. Sonuç olarak pişirme süresi neredeyse hiç değişmez ve tarifin verdiği dakika geçerliliğini korur. Fırının rafında değişen tek şey tepsinin kapladığı alan olur.
Derinlik de büyütülürse denklem bozulur. Hamurun kalınlığı iki katına çıktığında merkezin uzaklığı da iki katına çıkar, ama süre iki kattan belirgin biçimde fazla uzar; çünkü ilerleme yavaşlayarak sürer. Bu arada dış yüzey fırının sıcaklığına hızla yaklaşmıştır ve beklemeye devam eder. Ortaya çıkan tablo tanıdıktır: kenarlar koyulaşıp kurumuş, merkez hâlâ ıslak. Kalıp seçilirken bakılacak ilk şey bu yüzden çap değil, hamurun ne kadar yükseleceğidir. Aynı hacim sığ ve geniş bir kapta güvenle pişerken dar ve derin bir kapta sorun çıkarır.
Uygulamada bu, kalıbı genişleterek büyütmek demektir. Elde yalnız daha derin bir kalıp varsa iki telafi vardır. Birincisi sıcaklığı bir miktar düşürüp süreyi uzatmaktır; böylece dış yüzey yavaş ilerler ve merkez yetişmeye zaman bulur. İkincisi hamuru iki kalıba bölmektir; bu yol dokuyu en iyi koruyan yoldur, çünkü tarifin varsaydığı derinliği hiç bozmaz. Hangisi seçilirse seçilsin, tarifin dakikası artık bir tahmindir ve yerini merkez denetimi alır. İki kalıba bölmek ayrıca soğutmayı da hızlandırır.
Aynı kural küçültmede de çalışır ve orada daha az bilinir. Tarif yarıya indirilip aynı kalıba dökülürse hamur incelir, merkez yüzeye yaklaşır ve pişme kısalır; kalıp da küçültülürse derinlik korunur ve süre neredeyse aynı kalır. İki yönde de akılda tutulacak tek cümle şudur: süreyi kalınlık belirler, miktar değil. Denetim her durumda merkezden yapılır ve kürdan testi kalıbın ortasına batırılarak okunur. Kenarın rengi ne olursa olsun karar merkezden verilir.