Kuruyemişlerin zamanla acılaşmasının sebebi, içerdikleri yağın havadaki oksijenle temas edip yavaşça oksitlenmesidir. Bu tepkimeye ransidleşme denir; oksitlenen yağ molekülleri, kuruyemişin karakteristik tadını bozan keskin ve acımsı bileşiklere dönüşür. Yağ oranı yüksek olan ceviz ve fındık gibi kuruyemişler, yağ oranı görece düşük olan fıstık gibi türlere göre çok daha hızlı acılaşır; bu yüzden hepsi aynı hızda bozulmaz. Oksitlenme (ransidleşme) tam olarak nasıl gerçekleşir? Kuruyemişteki yağ molekülleri havadaki oksijenle temas ettikçe yapıları bozulmaya başlar; bu süreç ışık ve ısıyla birlikte çok daha hızlı ilerler. Zamanla ortaya çıkan bileşikler, tanıdık kuruyemiş kokusunu keskin ve mumsu bir kokuya dönüştürür. Bu tepkime kabuklu kuruyemişlerde kabuğun koruyucu etkisi sayesinde daha yavaş, kabuğu soyulmuş ve doğranmış kuruyemişlerde ise yüzey alanı arttığı için çok daha hızlı ilerler. Hangi kuruyemişler daha hızlı acılaşır? Ceviz gibi yağ oranı çok yüksek kuruyemişler birkaç ay içinde belirgin şekilde acılaşabilirken, badem gibi göreli olarak daha az yağlı türler oda sıcaklığında bile aylarca dayanabilir. Fındık bu ikisinin ortasında yer alır. Kavrulmuş kuruyemişler, kavrulma sırasında yağın bir kısmı yüzeye çıktığı için çiğ hâline göre biraz daha hızlı acılaşır. Saklama sıcaklığı acılaşma hızını nasıl değiştirir? Oda sıcaklığında açık bir kapta bekletilen ceviz birkaç hafta içinde tat kaybetmeye başlayabilirken, aynı ceviz buzdolabında saklandığında bu süre birkaç aya, dondurucuda ise bir yıla kadar uzayabilir. Düşük sıcaklık, oksitlenme tepkimesinin hızını belirgin şekilde yavaşlatır. Güneş gören bir tezgahta duran kuruyemiş kavanozu, karanlık bir dolaptaki aynı kavanoza göre çok daha hızlı acılaşır. Acılaşmış kuruyemiş nasıl anlaşılır? Acılaşan kuruyemiş genellikle keskin, mumsu veya boya benzeri bir koku yayar; bu koku çiğ kuruyemişin hafif ve doğal kokusundan belirgin şekilde farklıdır. Tadı da hafif keskin, bazen metalik bir acılık bırakır. Görünüşte normal duran ama tadı ve kokusu değişmiş kuruyemiş de acılaşmış sayılır; bu durumda kuruyemiş tüketilmemeli, tarife eklenmeden önce mutlaka bir tanesi tadılarak kontrol edilmelidir. Kuruyemişleri daha uzun süre taze tutmanın yolları Kuruyemişleri hava geçirmeyen kapalı bir kapta, karanlık ve serin bir dolapta saklamak, oda sıcaklığında açık bir kaseye göre tazeliği kat kat uzatır. Büyük miktarda alınan kuruyemişi dondurucuda saklamak, aylar sonra bile ilk günkü tadına yakın bir sonuç verir. Kabuklu kuruyemişi kırmadan, kavrulmuş kuruyemişi ise çiğ hâline göre daha kısa sürede tüketecek şekilde planlamak da tazeliği en verimli şekilde korumanın pratik bir yoludur. Kuruyemişi büyük paket yerine kısa sürede tüketilecek küçük miktarlarda almak da pratik bir önlemdir; açılmış paketin her defasında sıkıca kapatılması, kavanoza aktarılan kısmın da hava almayan bir kapta tutulması havayla temas süresini kısaltıp acılaşma sürecini geciktirir. Kuruyemişi mutfağın en sıcak köşesi olan fırın veya ocak yakınına değil, serin bir dolabın arka rafına koymak da güneş ışığı ve ısı kaynaklı acılaşmayı geciktiren küçük ama etkili bir alışkanlıktır. Kavanoza her yeni parti eklenmeden önce eski kalıntıların temizlenmesi de kokusu değişmiş kuruyemişin fark edilmeden yenisiyle karışmasını önler.
Yorumlar (3)
Cevizleri buzdolabında sakladım, üç hafta sonra yine de hafif mumsu bir koku almaya başladılar; dondurucuda dayanma süresi gerçekten bu kadar mı uzuyor yoksa benim cevizim daha en baştan biraz eski miydi bilemedim.
Cevizleri buzdolabında sakladım, üç hafta sonra yine de hafif mumsu bir koku almaya başladılar; dondurucuda dayanma süresi gerçekten bu kadar mı uzuyor yoksa benim cevizim daha en baştan biraz eski miydi bilemedim.
Cevizleri buzdolabında sakladım, üç hafta sonra yine de hafif mumsu bir koku almaya başladılar; dondurucuda dayanma süresi gerçekten bu kadar mı uzuyor yoksa benim cevizim daha en baştan biraz eski miydi bilemedim.