Taneleri sıyrılmış mısır koçanı yenmez ama hemen atılmaz, çünkü içinde süt ve nişasta taşır. Bıçağın sırtıyla kazındığında çıkan sütlü sıvı doğrudan yemeğe girer; koçanın kendisi çorbanın ya da sebze suyunun içinde kaynatıldığında suya tatlımsı bir gövde verir ve pişme bitince süzülüp çıkarılır. Bu yalnız taze mısırda geçerlidir.
Mısır tanesi koçana tabanından bağlıdır ve bıçakla sıyrılırken tanenin dibi koçanda kalır. Bu kalan kısım tanenin en sulu ve en nişastalı yeridir; koçanın kendisi de taze mısırda nemli ve tatlıdır. Taneler kesilip koçan atıldığında mısırın tadının bir bölümü de onunla birlikte gider. Koçanın odunsu dokusu yenmez, ama taşıdığı süt ve nişasta ayrıca alınabilir. Kurumuş koçan ise bu sütü taşımaz ve suya ancak odunsu bir tat verir.
İlk yol kazımaktır. Taneleri kesilmiş koçan geniş bir kâsenin içinde dik tutulur ve bıçağın keskin olmayan sırtı yukarıdan aşağı sürtülür. Koçanın üstünde kalan tane dipleri ve krema kıvamında beyaz bir sıvı kâseye dökülür. Bu sıvı mısır çorbasına, mısırlı mücver ve ekmek harcına ya da tavada pişen mısıra eklenir ve onlara koyu ve tatlı bir kıvam verir. Bıçağın keskin yüzü kullanılmaz; koçanın liflerini de keser ve sıvıya sert parçalar karıştırır. Kazıma, koçan döndürülerek her yüzüne ayrı ayrı yapılır.
İkinci yol kaynatmaktır. Kazınmış koçanlar ikiye ya da üçe kırılır ve çorbanın ya da sebze suyunun tenceresine pişirmenin başında eklenir, çünkü tatlarını bırakmaları zaman alır. Kaynarken koçan suya tatlımsı bir tat ve hafif bir kıvam bırakır; bu özellikle mısır çorbasında, çorbanın kendi malzemesinden gelen bir derinlik kurar. Koçan yenmediği için pişme bitince süzülüp çıkarılır. Çorba blenderdan geçirilecekse koçanlar önce mutlaka alınır; lifli parçalar bıçağa sarılır ve çorbaya odun kırıntısı gibi karışır.
Koçanıyla haşlanan mısırda da benzer bir fırsat vardır. Mısır haşlandığı suya bir miktar şeker ve nişasta bırakır ve su hafifçe tatlanır. Su tadılır; tatlı geliyorsa mısırlı bir çorbanın ya da pilavın suyu olarak kullanılır. Haşlanmış mısırın taneleri bıçakla sıyrılacaksa geriye kalan koçan da kaynatılıp süzülebilir, ama çiğ koçan kadar süt vermez, çünkü sütünün bir bölümü haşlama suyuna geçmiştir. Bu yüzden haşlama suyu ile koçan birlikte değerlendirilir.
Koçanın değerlendirilmesinin sınırları da vardır. Kuru ve sert koçan tatlılığını kaybetmiştir, kaynatıldığında suya odunsu bir tat verir. Küflenmiş, kararmış ya da ekşimsi kokan koçan hiçbir yere girmez. Konserve ya da dondurulmuş mısırın koçanı zaten yoktur; bu yöntem yalnız koçanıyla alınan taze mısır için geçerlidir. Taze mısır alınırken koçanın kesik ucunun nemli olmasına bakılır; kurumuş uç, mısırın uzun beklediğini ve koçanın sütünün de azaldığını gösterir. Alındığı gün kullanılan mısırın koçanı da en tatlı hâlindedir.
Okuyucunun Dikkatine
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili bir karar vermeden önce hekiminize danışın.