No-frost dondurucular buz tutmasını, ısıtıcı bir telin düzenli aralıklarla çalışıp iç yüzeydeki kırağıyı eritmesiyle önler. Bu döngü her tekrarında bölmenin sıcaklığını kısa süre yükseltir, sonra yeniden düşürür. Paketin içindeki nem bu inip çıkmalarla yüzeye taşınır; iyi sarılmamış bir gıda bu yüzden klasik dondurucuya göre daha çabuk kurur.
Klasik bir dondurucuda içeri giren nem duvarda kırağı olarak birikir ve elle temizlenene kadar orada durur. No-frost sistemde ise soğutucu yüzeyin yanında ince bir ısıtıcı tel vardır; bu tel günde birkaç kez kısa süre çalışır, biriken kırağıyı eritir ve su tahliye kanalından dışarı akar. Böylece kullanıcı buz kırma işinden kurtulur. Kazanılan rahatlığın bir bedeli vardır ve bedel, bölmenin sıcaklığının bu döngü boyunca sabit kalmamasıdır. Cihaz kusurlu çalışmıyor; tasarımı gereği böyle çalışıyor.
Isıtıcı çalıştığında bölmenin sıcaklığı bir miktar yükselir, döngü bitince yeniden iner. Gıda tamamen çözülmez, ama yüzeyindeki buzun bir kısmı her turda buhara dönüşür. Bu buhar paket içinde boş bir yer bulursa orada yeniden kırağı olarak birikir; paket sıkı değilse bölmenin havasına karışır ve tahliyeyle dışarı çıkar. Gıdanın kaybettiği su işte bu ikinci yoldan kaybedilir ve geri gelmez. Döngü tekrarlandıkça kayıp birikir ve aylar sonra paketin içinde gıdadan ayrı duran bir kırağı tabakası görünür hâle gelir.
Kaybın ekrandaki karşılığı dondurucu yanığıdır. Yüzeyi kuruyan et grileşir, kenarları beyazlaşıp sertleşir; sebze ve meyve buruşur, rengi solar. Bu bir bozulma değildir, gıda güvenlidir; ama tadı ve dokusu geri kazanılmaz. No-frost bir dolapta bu görüntü klasik dolaptakinden daha erken ortaya çıkar ve kötü sarılmış paketlerde haftalar içinde görünür hâle gelir. Aynı gıda iyi sarıldığında aylarca hiçbir iz göstermez. Yani asıl değişken cihaz değil, paketin ne kadar sıkı olduğudur; iki dondurucuda aynı eti farklı bulan şey budur.
Çözüm cihazı değiştirmek değil, paketi sıkılaştırmaktır. Gıda önce hava geçirmeyen bir katmanla doğrudan temas edecek şekilde sarılır: streç film ya da folyo yüzeye yapıştırılır, sonra kilitli bir dondurucu poşetine ya da kapaklı kaba konur. İçeride kalan hava ne kadar azsa buharın gidecek yeri de o kadar azdır. Çift katmanlı paketleme bu yüzden no-frost dolaplarda bir incelik değil, temel gerekliliktir. Marketten alınan köpük tabaklı et de kendi ambalajıyla bırakılmaz, açılıp yeniden sarılır.
Birkaç alışkanlık da kaybı azaltır. Paketler mümkün olduğunca dolu ve yassı tutulur, yarım kalan poşetin havası boşaltılıp ağzı yeniden kapatılır, gıdalar bölmenin duvarına ve ısıtıcı bölgesine dayanmadan dizilir. Uzun süre bekleyecek olanlar en alta, birkaç hafta içinde tüketilecekler üste konur. Bu düzen, döngünün en çok etkilediği yüzeye yalnız hızlı tüketilecek gıdaların denk gelmesini sağlar ve uzun bekleyenleri korur. Kapağın açık kaldığı her saniye de aynı nemi içeri taşır, bu yüzden ne alınacağına kapak açılmadan karar verilir.
Yorumlar (3)
Dondurucuda unuttuğum etin üzerindeki beyaz kuru lekelerin sebebi buymuş, ben paketin kusuru sanıyordum.
Peki no-frost olmayan dondurucuya dönmek daha mı iyi? Buz çözme zahmeti ile kuruma arasında seçim yapmak gerekiyor sanki.
Klasik dondurucu kurutmuyor ama buz çözme işi ihmal edilince verim düşüyor. Pratik yol no-frost'ta kalıp paketlemeyi sıkılaştırmak: hava almayan poşet ya da vakumla, kuruma neredeyse tamamen önleniyor.