Paslanmaz çelik tencerede ısıdan sonra beliren mavi, mor ve altın renkli yansımalar bir kirlilik ya da hasar değildir. Çeliği koruyan krom oksit tabakası ısıyla kalınlaşır ve o kadar inceldiğinde gelen ışığı renklere ayırır; görünen şey boyanmış bir yüzey değil, ince film girişimidir. Yemeğe geçmez ve kabın kullanımını etkilemez.
Paslanmaz çeliği paslanmaz yapan şey çeliğin kendisi değil, içindeki kromdur. Krom havayla buluştuğu anda yüzeyde saydam ve son derece ince bir krom oksit tabakası kurar; bu tabaka metali nemden ve asitten ayırır ve çizildiğinde kendini yeniden yapar. Kalınlığı gözle görülemeyecek kadar azdır, bu yüzden normalde saydam durur ve çeliğin rengi değişmez. Kabın bütün paslanmazlığı bu görünmeyen katmandan gelir. Yani yüzeyde her zaman bir oksit tabakası vardır; sorulan soru yalnız ne kadar kalın olduğudur.
Isı bu tabakayı kalınlaştırır. Boş ya da az sıvılı bir tencere ısıtıldığında oksit katmanı büyür ve belirli bir kalınlığa ulaştığında ışıkla oynamaya başlar. Yüzeyden yansıyan ışıkla tabakanın altından yansıyan ışık birbirine karışır; bazı dalga boyları birbirini söndürür, bazıları güçlenir. Gözün gördüğü renk de budur. Aynı olay, su birikintisindeki ince yağ filminde ve sabun köpüğünde görülür; buna ince film girişimi denir. Renk boyadan değil kalınlıktan gelir.
Renk sırası da rastgele değildir ve tabakanın ne kadar kalınlaştığını söyler. Önce soluk bir altın sarısı belirir, ısı arttıkça bu ton kahverengiye, sonra mora ve maviye kayar. Bu yüzden tencerenin yalnız alevin ya da ısıtıcının değdiği bölgesinde renkli halkalar görülür; kenarlar ve kapak temiz kalır. Aynı sebeple leke çoğunlukla dışta, tabanın hemen üstündeki kuşakta oluşur. Kabın içinde oluşuyorsa, tencerenin boşken ya da çok az sıvıyla yüksek ateşte bırakıldığı anlaşılır.
Bu lekenin zararsız olduğunu bilmek önemlidir, çünkü onu çıkarmak için yapılanlar zararlıdır. Tel sünger, aşındırıcı toz ve sert ovma tabakayı kaldırır; kaldırılan yer yeniden oksitlenene kadar korumasız kalır ve o aralıkta çukurcuklu leke oluşabilir. Doğru yöntem aşındırma değil asittir: kaba biraz sirke ya da limon suyu dökülür, birkaç dakika beklenir, yumuşak bezle silinir ve iyice durulanır. Dış yüzeydeki inatçı renkler için aynı işlem sıcak suyla tekrarlanır ve kap kurulanır.
Önlem de aynı mekanizmadan çıkar: renk ısı yüzünden oluştuğuna göre gereksiz ısıdan kaçınılır. Tencere boşken uzun süre ısıtılmaz, ocak gözü tabanın çapından geniş seçilmez ve sıvı bittikten sonra kap ateşte unutulmaz. Bulaşık makinesinde yıkanan paslanmaz kaplarda bazen soluk ve donuk bir başka görüntü oluşur; bu ise sudaki kirecin bıraktığı bambaşka bir izdir ve yine asitle alınır. Renkli bir leke gördüğünde kabı elden çıkarmak için hiçbir sebep yoktur.