Sosun yeri yemeğin dokusuna göre değişir: çıtır olanın altına konur ya da ayrı kâsede verilir, çünkü üstüne dökülen sos kabuğu yumuşatır; ızgara et ve köfte sosun üstüne oturtulabilir ya da sos üstlerine ince bir şerit hâlinde gezdirilir. Pilav ve püre sosu emdiği için sos onların üstüne değil yanına konur. Sosun görevi yemeği boğmak değil, her lokmaya bir miktar eşlik etmektir.
Çıtır bir yiyeceğin kabuğu kuru olduğu için çıtırdır. Üstüne dökülen sos kabuğa su taşır ve kabuk kısa sürede yumuşar; panelenmiş tavuk, kızartma, çıtır börek ve kıtır ekmek sosun altında birkaç dakikada ıslak bir kütleye döner. Bu yüzden çıtır yiyeceklerde sos ya tabağın altına, yiyeceğin oturacağı yere yayılır ya da ayrı küçük kâsede verilir. Altına yayılan sosta yiyeceğin yalnızca tabanı ıslanır, üst yüzü ve kenarları çıtır kalır; kâsedeki sosa ise her lokma ayrı ayrı batırılır.
Izgara et, köfte ve biftek gibi yiyeceklerin dışında ince bir kabuk değil, kızarmış bir yüzey vardır ve bu yüzey sosla hemen yumuşamaz. Bu yiyecekler sosun üstüne oturtulabilir ya da sos üstlerine ince bir şerit hâlinde gezdirilir. Et dilimlenerek servis ediliyorsa sos dilimlerin altına yayılır; kesit yukarı bakar, rengi ve suyu görünür kalır. Sosun etin üstünü tamamen kaplaması ise hem görüntüyü hem etin kendi tadını örter, yiyen kişi eti değil sosu yer.
Pilav, püre ve bulgur sosu emer; bu yüzden sos onların üstüne değil yanına konur. Kuru fasulye pilavın yanına konur, üstüne dökülmez; sulu bir et yemeğinde et ve sosu pilavın yanına yerleştirilir ve yiyen kişi sosu pilava kendisi karıştırır. Böylece pilav tane tane kalır ve her lokmada ne kadar sos isteneceğine yiyen karar verir. Püre ise sos için bir yuva olabilir: ortası kaşığın sırtıyla çukurlaştırılır ve sos çukurun içine dökülür, püre sosu dışarı taşırmadan tutar.
Sosun sıcaklığı da yerini belirler. Tereyağlı ve kremalı sıcak soslar soğuk tabakta hızla koyulaşır ve donar; bu soslar ısıtılmış tabağa, servis anında konur ve tabakta bekletilmez. Soğuk soslar ise sıcak yemeğin altına yayılmaz, çünkü altta ısınır, incelir ve tabağa dağılır; yanına ya da ayrı kâseye konur. Sıcak yemeğin üstüne soğuk bir sos gelecekse bu, yenmeden hemen önce yapılır; yoğurdun sıcak yemeğe konması bunun en bilinen örneğidir ve ayrı bir püfün konusudur.
Sosun ölçüsü yemeği boğmayacak kadardır. Tabakta sosun içinde yüzen bir yiyecek sosun altında kaybolur, tabak da çabuk soğur; ince bir sos tabakası ise her lokmaya eşlik eder. Kalabalık sofralarda en güvenli yol sosu servis kabının yanında ya da sos kâsesinde ayrı vermektir, çünkü herkesin sos isteği farklıdır. Tabağa sos konacaksa tabağın kenarından akmayacak kadar konur ve servisten önce kenar temiz bir bezle silinir. Sos kâsesinin kendi kaşığı olur ve kimse kendi çatalını sosa batırmaz; artan sos da kâsede kalır.