Kılçık, fasulyenin iki kenarı boyunca uzanan sert liftir. Alınması için sap ucu bıçakla değil elle kırılır ve kırık uç kenar boyunca aşağı çekilir; lif bütün hâlinde gelir. Aynı işlem öbür kenarda da tekrarlanır. Her fasulyede kılçık bulunmaz: taze ve genç olanlarda çoğu zaman yoktur, iri ve yaşlanmış olanlarda ise belirgin biçimde sertleşir.
Kılçık, fasulye kapçığının iki uzun kenarı boyunca uzanan lifli bir şerittir. Bitkinin kapçığı bir arada tutan yapısıdır ve fasulye olgunlaştıkça sertleşir. Pişirmeyle yumuşamaz; yemekte ağza gelir ve dişlerin arasında takılır. Bu yüzden ayıklama sırasında çıkarılır. Kılçık her iki kenarda da bulunabilir, bu yüzden yalnız bir tarafa bakmak çoğu zaman yeterli olmaz. Kılçık kuru fasulyede daha da belirgindir; yeşil fasulyede ise türe göre hiç bulunmayabilir.
Alma yöntemi basittir ve bıçak gerektirmez. Fasulyenin sap ucu parmaklarla tutulup hafifçe kırılır; kırma sırasında uç tamamen koparılmaz, ince bir bağ bırakılır. Sonra o uç kenar boyunca aşağı doğru çekilir ve kılçık şerit hâlinde bütün olarak gelir. Aynı hareket çiçek ucundan başlatılarak öbür kenar için tekrarlanır. Bıçakla kesilen uçta bu bağ kopar ve lif kavranamaz. Çekme sırasında lif kopuyorsa fasulye çok tazedir ve büyük olasılıkla kılçığı hiç yoktur.
Her fasulyenin kılçığı yoktur ve bu ayrımı bilmek zaman kazandırır. Taze, ince ve genç fasulyelerde kılçık çoğu zaman hiç gelişmemiştir; bu türlerde uçları kesmek yeterlidir. Kapçık iri, kabarık ve içindeki taneler dışarıdan belirgin biçimde görünüyorsa fasulye yaşlanmıştır ve kılçık sertleşmiş demektir. Bir tanede deneyip sonucuna göre bütün partiye karar verilir. Ayıklama sırasında lekeli, kurumuş ya da yumuşamış taneler de ayrılır ve tencereye konmaz.
Uçlar da ayrı bir konudur. Sap ucu her koşulda kesilir ya da kırılır, çünkü orası sert ve odunsudur. Çiçek ucu, yani ince kuyruk, zararsızdır ve istenirse bırakılabilir; tabakta daha derli toplu bir görüntü isteniyorsa o da alınır. Uçlar makasla da kesilebilir. Fasulyeler bir avuç hâlinde hizalanıp tek hamlede kesilirse iş belirgin biçimde hızlanır. Ayıklanan fasulyeler boyutlarına göre ayrılırsa tencerede hepsi aynı sürede pişer ve kimi dağılmaz.
Ayıklama bittikten sonra fasulye yıkanır, çünkü ayıklama sırasında ele ve tezgâha toz geçer. Yıkanan fasulye süzülür ve tavaya ıslak konmaz. Boyuna ikiye ayırmak ya da eğik kesmek pişme süresini kısaltır ve sosun tutunmasını kolaylaştırır. Ayıklanmış fasulye buzdolabında kapalı kapta birkaç gün durur; uzun bekletilecekse ayıklama pişirmeden hemen önce yapılır. Dondurulacak fasulye ayıklandıktan sonra kısa süre haşlanıp soğutulur, sonra poşetlenir. Haşlama süresi kısa tutulur; amaç fasulyeyi pişirmek değil, yalnız enzim etkinliğini durdurmaktır.